2045’e Kalan 19: Tekilliğe Bir Yıl Daha Yaklaştık
İnsanlık tarihi boyunca gelişimimizi hep belirli bir ritimle, bir tür doğrusal ilerleyişle okumaya alıştık. Ateşin evcilleştirilmesinden tekerleğin icadına, matbaanın devriminden endüstriyel dönüşümlere kadar her sıçramayı, bir önceki basamağın üzerine eklenen eşit birer adım gibi algıladık. Zihnimiz, dünü bugüne, bugünü ise yarına bağlarken hep aynı mesafeyi ölçtü. Oysa Ray Kurzweil’ın sarsıcı "Tekillik" (Singularity) teorisi, bu kadim varsayımımızı kökten sarsarak bize bambaşka bir manzara sunuyor: Teknolojik ilerleme doğrusal bir çizgide değil, üstel (eksponansiyel) bir hızla gerçekleşmektedir. Kurzweil’a göre bizler, değişimin ivmesinin o kadar artacağı ve etkilerinin o kadar derinleşeceği bir geleceğe doğru savruluyoruz ki, bu noktadan sonra insan yaşamı bildiğimiz anlamıyla sona erecek ve geri döndürülemez bir biçimde dönüşüme uğrayacaktır. Bugün, 2026 yılının ilk gününde, takvimler yeni bir başlangıcı muştularken, aslında Kurzweil’ın o meşhur nirengi noktası olan 2...