Şeytansız Bir Dünyanın Sessizliğine Kim Katlanabilir?
Dünya tarihi, ilk bakışta karmaşık bir olaylar yumağı, başı sonu belli olmayan gürültülü bir kaos gibi görünür. Krallıklar yükselir ve çöker, devrim ateşleri yanar ve söner, ideolojiler birbiriyle çarpışır. Yıllarca bu karmaşanın, sadece siyasi çıkarların veya ekonomik dengelerin bir sonucu olduğunu sandık. Ancak o yüzeydeki toz bulutunu üflediğimizde, altta yatan o kadim ve değişmez yapıyı, o ürkütücü iskeleti fark ediyoruz: Her devirde tanrı olmak isteyen bir fani ve onun nefes almasını sağlayan bir Şeytan. Bu, sadece edebi bir benzetme değil; siyasetin derin antropolojik kökenine inen bir teşhistir. Tanrı pozisyonuna talip olan her aktör ister bir lider ister bir ulus, isterse dünyayı kurtarmaya soyunmuş bir ideoloji olsun, kendi kutsal otoritesini, ancak ve ancak mutlak bir kötülük figürüne, yani bir "Şeytan"a yaslayarak kurabilir. Şeytan, Tanrı’nın aynasıdır; o ayna kırılırsa, Tanrı sıradanlaşır, büyüsü bozulur ve meşruiyeti yok olur. İnsanlık tarihinin en eski mit...