Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İncir Ağacının Gölgesinden Toplumsal Uçuruma

Resim
Bazı sahneler vardır, zihninize bir kıymık gibi batar ve bir daha oradan çıkmaz. Necip Fazıl Kısakürek’in Türk edebiyatına armağan ettiği o sarsıcı eser,  Bir Adam Yaratmak  piyesini hatırlayın. Ya da daha görsel bir hafızayla, Yücel Çakmaklı’nın yönetmenliğinde çekilen filmi ve başroldeki Ahmet Mekin’in o tekinsiz, huzursuz, varoluş sancısıyla kıvranan bakışlarını gözünüzün önüne getirin. Eserin merkezinde duran imge, basit bir botanik varlık değil, adeta yaşayan, nefes alan ve kurban isteyen bir "kader" simgesidir: Bahçedeki İncir Ağacı. Oyunun kahramanı Hüsrev, babasının kendisini o ağaca asarak intihar etmesiyle ruhunda onulmaz yaralar açılmış marazi bir tiptir. Onun trajedisi, babasının ölümüyle bitmemiş, aksine o ölümle başlamıştır. Hüsrev, bir sarkaç gibi geçmişin karanlığı ile bugünün gerçekliği arasında gidip gelirken, dilinden düşürmediği o meşhur soruyu sorar annesine:  "Anne, babam kendini niye astı?" Bu soru, sadece bir merakın ifadesi değildir; nes...

Kültürel Fay Hatlarındaki Yaralı Bilinçler

Resim
Soğuk Savaş’ın ideolojik kutuplaşmalarının sona ermesiyle birlikte küresel sistem, Francis Fukuyama’nın müjdelediği o doğrusal ve iyimser "tarihin sonu" anlatısına sığınmak istemişti. Liberal demokrasinin nihai zaferi olarak ilan edilen bu süreç, rasyonel aklın ve serbest piyasanın tüm kültürel farklılıkları eriteceği bir "küresel köy" vaat ediyordu. Ancak Samuel P. Huntington, 1993 yılında yayımlanan sarsıcı teziyle, geleceğin çatışma dinamiklerinin ekonomi ya da ideoloji değil, medeniyetler arası kültürel fay hatları olacağını ileri sürerek bu liberal illüzyonu parçaladı. Huntington’ın perspektifinden bakıldığında dünya; Batı, İslam, Ortodoks, Hindu ve Konfüçyüs gibi ana bloklara bölünmüş durumdaydı. Bu bloklar arasındaki etkileşim, "kin-country" (akraba ülke) dayanışması üzerinden şekillenmekte ve küresel güvenlik mimarisi bu görünmez duvarlar etrafında yeniden inşa edilmekteydi. Huntington’ın dışsal ve jeopolitik olarak tanımladığı bu çatlak, İra...

Ovasyonlar Ligi

Resim
Son yıllarda dilimizden düşmeyen, plazaların camlı toplantı odalarından esnaf lokantalarına kadar her yere sızan sihirli bir kelime var:  İnovasyon . Nereye baksak o; "paradigma değişimi", "yıkıcı yenilik", "girişimcilik ekosistemi"... Sabah kahvesini içerken dünyayı değiştirecek bir startup fikri bulamayanı dövüyorlar sanki. Herkes bir sonraki Elon Musk, herkes bir sonraki "unicorn"un sahibi olma peşinde. Konferanslarda havalı sunumlar yapılıyor, LinkedIn profillerinde unvanlar uçuşuyor, ama günün sonunda elimizde ne kalıyor? Aslında haksızlık etmeyelim; yaratıcılıkta eksiğimiz yok, hatta pratik zekâda dünyanın geri kalanına ders veririz. "Coğrafya kaderdir" sözünü "Coğrafya kederdir"e çevirmemek için yüzyıllardır hayatta kalma sanatını en üst düzeyde icra ediyoruz. Ancak, o küresel inovasyon rüzgârı bizim sınırlardan içeri girdiğinde kimyası biraz değişiyor. Bizim garajlarımızda dünyayı değiştirecek mikroçipler değil, kı...