İncir Ağacının Gölgesinden Toplumsal Uçuruma
Bazı sahneler vardır, zihninize bir kıymık gibi batar ve bir daha oradan çıkmaz. Necip Fazıl Kısakürek’in Türk edebiyatına armağan ettiği o sarsıcı eser, Bir Adam Yaratmak piyesini hatırlayın. Ya da daha görsel bir hafızayla, Yücel Çakmaklı’nın yönetmenliğinde çekilen filmi ve başroldeki Ahmet Mekin’in o tekinsiz, huzursuz, varoluş sancısıyla kıvranan bakışlarını gözünüzün önüne getirin. Eserin merkezinde duran imge, basit bir botanik varlık değil, adeta yaşayan, nefes alan ve kurban isteyen bir "kader" simgesidir: Bahçedeki İncir Ağacı. Oyunun kahramanı Hüsrev, babasının kendisini o ağaca asarak intihar etmesiyle ruhunda onulmaz yaralar açılmış marazi bir tiptir. Onun trajedisi, babasının ölümüyle bitmemiş, aksine o ölümle başlamıştır. Hüsrev, bir sarkaç gibi geçmişin karanlığı ile bugünün gerçekliği arasında gidip gelirken, dilinden düşürmediği o meşhur soruyu sorar annesine: "Anne, babam kendini niye astı?" Bu soru, sadece bir merakın ifadesi değildir; nes...